KAYIP MEKTUPLAR

güneş ve sen

Kategori: Mektuplarim

Bugün dışarıya çıktığımda güneş bütün kuvvetiyle kendini göstermişti. Sabah daha rahat uyandım. Sen neler yapıyordun kim bilir ben gözlerimi kısıp güneşe bakarken...

Güneşe benim adıma ışık saçmasını söyledim etrafına, içine huzur dolması benim her zaman yanında olduğumu hissetmen için...

 

15:49 - 20/2/2006 - yorum {1} - yorum yaz

nefret

Kategori: Mektuplarim

Senden bazen delicesine nefret ediyorum.

14:17 - 17/2/2006 - yorum {2} - yorum yaz

SEVGİLİLER GÜNÜ

Kategori: Mektuplarim

Bugün Sevgililer Günü, seninle kutlamak isterdim bugünü... Önce güzel bir yemek ardından başbaşa müzik dinlemek, seni dinlemek isterdim. Bir an için dünyadan yok olmak. Sadece ikimizin iç sesini dinlemek, hayallerimizle uzaklara gitmek.

Yoksun? Uzaksın? Sesini duyabiliyorum sadece ve seni çok özlüyorum. Üzülmeyeceğim için kaç bin kere verilmiş bir sözüm var. Tutuyorum. Unutmaya çalışıyorum bugünü zamanı... Hızla geçmesini istiyorum ayların, iki sevgililer günü sonra burdasın. Biri bitti. Bekliyorum...

 

Ve seni çok seviyorum.

İki sevgililer günü ve günlerce sensiz geçen günlerin borcu var unutma

 

17:46 - 14/2/2006 - yorum {1} - yorum yaz

EGRETİ SEVGİLİM

 

Mektup, egretisevgilim adlı blogcu arkadaşım tarafından gönderildi. Biraz geç yerleştirdim bu sayfaya küsme bana bakim

 

Unutmaki kendinsin aslında sevdiğin, kızdığın, öfkelendiğin, affedemediğin. Karşındakiler yansımadır sadece. Ne ağlamak çözümdür çaresizliğine ne de boşluğa bırakmak kendini. Ne sevgini paylaşabilecek kadar cesursun, ne öfkeni gösterebilecek kadar korkusuz. Kendini affedemediğin için affedemezsin hiçbirisini. Ve kendinden kaçamadığın için kaçarsın hepsinden. Aşkın dört atlısıdır şehirlerine sürülen. Göğsünde aşk değildir adı, bin yıllık günahtır. Boyun kadar günahındır, günah kadar yasak. Sen yasak şerbete vurgunsan kaderin kurşunlanacak.
Sürgünüm artık mevsimler boyu. Doğduğum şehre küskün. Sürgüne gidenlerin adresi olmazmış, adressiz ömrüm. Fahişe gecelerde yol aldım düşlerine. Neye uyanacağımı bilmeden yasaklığına kapandı gözlerim. Kimseye anlatamadığım yaralarım kalemimde kanadı. İçimde solan çiçeklerim kalemimde açtı. Ömrümün şu son anında mimaresine sığındığım camiler günahımdan utandırır beni. Bütün dinlerle bakıyorum şimdi yüzüne, bütün dillerle. Meryemin İsa’ya acısıdır yüreğimi dağlayan. Cennetten kovulmak mıdır yüzümü kızartan yoksa yasak şerbete vurulmak mı? Bilirim bereketimde terkedecek beni. Acım topraktan önce çürütecek bedenimi. Ve ben şimdi hangi çarmıha gereyim geçmişimi.

12:51 - 29/1/2006 - yorum {0} - yorum yaz

BASAMAKLAR'DAN UZAKLARA...

Uzak köy yollarına vurmak istercesine... Basamaklar mektubunu paylaşmış. Çok teşekkür ederim. İşte bir kayıp mektup daha:

 

 

beraber yol alacağımız tren başladı raylar üzerinde yol almaya.sen şimdi bırakamadığın zorunlulukları,kaygılarını yanıbaşına almış pencereden,şimdi benimde izlediğim yağmuru,
izlemektesin.birazdan içinde senin kaygılarınların,sabah uyanmaların,telaşların olan kenti geride bırakmış olacağım.beraber imgelediğimiz tüneller, ovalar, köyler, köy çocukları, nehirler, çaylarırgatlar göreceğim tek başıma.ama sen yanı başımda,başım senin omuzlarındaymış
gibi.yol öyküleri biriktireceğim sana.tanımadığım insanlara anlatacağım seni.yaşlı bir kadına bakacağım sana bakar gibi.trenin penceresinde uzatacağım başımı,o olsaydı korkar ve kızardı bana diye düşüneceğim,o sen olacaksın tabi.istasyonlarda duracağımız her kentte.sana mektuplar yazacağım rüzgarını hissettiğim her kentten. bahar olacak tabi zaman.şeftali çiçekleri düşecek rüzgarından trenimizin.bademler yine aceleci.tabiat tam zamanında diyeceğim senin
yanımda olmadığını unutup,sen yanımdaymışcasına.bir ıslık tutturacağım takırtılara yoldaş.sonra bir pakize türküsü ve hasret mısraları düşecek dilime.akşam olacak dolunay asılacak akşamın bağrına.yıldızlar ne kadar hızlı akıyor yukarda diyeceğim.yağmur dinmiş olacak çoktan ve sen ne yapıyor olacaksın o zaman.ben aklına düşmüşümdür belki.ben iyiyim,merak etme beni.tüneller gördüm upuzun,dağları geçtim delik kalplerinden,ovalar gördüm,kimi el salladı kim taş attı çocukların ama kızmadım söz verdiğim gibi.yaşlı köprüler geçtim korkarak,yıkıldı yıkılacak.şimdi başka bir istasyondayım,başka bir kentte.birazdan bir mektup daha yazarım sana
bilmediğim adresine..

 

P:S: Çok güzel bir mektup.. Ağlamak ağlamak derinlere

 

14:08 - 20/1/2006 - yorum {2} - yorum yaz

ZEYA'NIN KAYIP MEKTUBU

Söz verdiğim ve söz verdiği gibi ilk mektup zeya'dan....

 

Zeya ben bu mektupla ilgili neler diyebilirim ki... Ben de bütün eşyalarını yere fırlatmıştım bir kere sonra o günlüğü parçalamak istemiştim. Yok etmek duygusu ne kadar işler böyle durumlar da insanın içine... Bir zamanlar seninle aynı duyguları hisseden arkadaşıma, mektubunu armağan ediyorum. İşte zeya'nın kayıp mektubu... Bilmem belki sizde birşeyler bulursunuz bu mektupta...

 

ZEYA'DAN.... 

 

"Bir  mektupla gittin. Gideceğini biliyordum ama bu şekilde değil. Seni havaalanından uğurlayacağımı son kez birbirimize sarılacağımızı düşünürdüm. Dün gece sana son kez sarıldığımı bilmiyordum bile acaba sen biliyor muydun? Planlı mıydı kaçışın? Yoksa sabah kalkıp vurdun mu kendini yollara?

 

Havaalanından dönerken bizim sokağı yürüyeceğimi düşünmüştüm. Sokağın sen tarafından hem de inat etmeden bu sefer. Çiçek kokularının daha güzel olduğunu itiraf edecektim sana eve döner dönmez yazdığım ilk mektupta. Evin sensiz ne kadar boş olduğunu anlatacaktım. Pijamalarını koklayacaktım. Ne bileyim Hollywood tarzı düşerim vardı beni terk edişinle ilgili ama sen bir sabah ansızın kapının altından attığın bir mektupla bir suçlu gibi yok oluyorsun. Bana söz hakkı vermiyorsun. Gitmeni istediğim için değildi o sözlerim sadece rahat gitmeni istemiştim. Benden kaçmadan seni tutsak etmeyecektim. Mektubunu okur okumaz terliklerini tekmeledim. Onları neden bıraktın ki alsaydın keşke tüm aldıklarınla benden. Bu sabah başladım sana yazmaya. Sana ulaşmayacağını bilsem de yazmaya. İçimi  boşaltmak için bir de belki dönersen sensiz geçen yıllarımda yabancılaşmamak için. Senle bu kadar birlikteyken nasıl alışacağım sensizliğe beni yok edecek hayatımda olmaman. İşte sana göstermediğim güçsüzlüğüm. Birden su yüzüne çıkıverdi. Sen yokken nefes alamıyorum.

 

Hep ulaşabilecek uzaklıklar bırakırdım insanlara. Eğer çok özlersem erişebileyim diye. İlk defa özlemenin acısını çekiyorum. İçimde bir yer acıyor. Bu acı hiç geçmeyecek sanki. En büyük aşk acısı 15 gün sürermiş. 15 gün ben bu acıya katlanamam. Uyumam lazım uyumam ve hiç uyanmamam. Yok etmem lazım bu acıyı.

 

 Seni unutmalıyım.Unutmalı ve hayatımı yaşamalıyım ama nasıl?

Bir gün seni tamamen unuttuğumda  başka bir ailenin annesi olacağım. Bana anne diyen sana yabancı çocuklarım olacak. Oğlumu sana benzemediği için daha çok seveceğim. Defterlerim yok olacak,sana mektup yazmak yerine yakında doğacak kızıma yazacak kalemim. Kız kalemim eskiyecek, yıllar beni güçlendirecek, senin hayalini solduracak. Sen bir atölyede mutlaka ki yüksek tavanlı olacak, hayalindeki kadının resimlerini yapacaksın. Bambaşka bir ailen olacak bana yabancı. Hayatın kurulmuş olacak ama düzenin olmayacak. Resimlerindeki hayali kadının gözleri bana benzemesin diye daha bir hırsla batıracaksın mavi renge fırçayı, hayalindeki gözlerim tuvaldeki maviye inat  daha da belirginleşecek.  Kendi resimlerinden nefret edeceksin. Yazık benden sana hep bir nefret kalacak, umursamayacaksın. Seni  kaçırdığım uzaklarda, özlemle dolu bu şehri düşünürken  bir an takılacak aklına tam köprünün ortasında. Kız kulesi eteğini silkelediği için o an da yok olup gidecek gökyüzünde.Ben o anı hep hatırlayacağım.

 

Hayat sana iyi davranacak belki de. Bensiz daha da mutlu olacaksın. Tüm hayallerine kavuşacaksın. Kimsenin sana ulaşmadığı bir şehirde şarabının acı tadı olacak mektuplarım. Benim hayatım bambaşka kurulacak. Verdiğin sözü tutarsan eğer senin kızında yaşayacak adım.Ya da bambaşka bir adda hep ben olacağım. 

Sen git ve Sakın geri dönme

Zaten ne denir ki geri dönse de artık beklenmeyen birine?"

Yazan: zeya

10:59 - 16/1/2006 - yorum {4} - yorum yaz

yüzünü bil egörmedğim insanlara sıcacık sevgiler

Biliyor musun? Biraz öncede böyle başladım mektubuma ama elektirikler kesildi. Ve ne sana, ne de bloguma gönderebildim. Hakikaten kayıp bir mektup oldu. Şimdi aklımda değil yazdıklarım sorma bana, makinemiyim ben nasıl hatırlayayım. Sadece hatırladığım yüzünü bile bilmediğim insanlara sevgilerdi. Ne demek mi istiyorum. Aslında biraz önce çok güzel açıklamıştım. Fakat iki kez elektiriğin, bir kez de bilgisayarın kurbanı oldum. Sadece şunu söyleyebilirim çok duygusalım şu sıralar... Yalnızlık iyi gelmiyor sanırım. Eve hiç gitmek istemiyor canım. Tamam aklın bende kalmasın. Birazdan bir taksiye atlar giderim. Kaybolmam merak etme... 

Biliyor musun? ben bir blog daha yaptım kendime, hani senin şu senin hiç okumadığın ruzgarlisokak vardı ya... Ondan farklı... Belki bunu okursun. Mektuplarım var içinde. Henüz yeni ama.. Ayrılık beni yine pullara itti. Bir zamanlar pul kolleksiyonum vardı benim. Koklar koklar dizerdim deftere... Mektuplarım var düzinelerce.. Herkesin vardır eminim. İşte şimdi yine yazıyorum. Bilmediğim bir şehirde, anneme, kardeşime, kentime, dostlarıma ve sana...

Herksein vardır heralde gönderilemeyen mektupları, benimkilerde onlardan işte, belki yollarım sana...

Bugün bu sayfayı yazarken hiç tanımadığım insanlar dokundu bana, burnumun direğini sızlattılar yine.. Mektuplarından bahsettiler. O kadar duygusallaştım ki, şimdi onlara yzaıyorum bu mektubu senin aracılığınla.. Kim mi onlar? Hani mektubumun başında dedim ya, yüzünü bile görmediğim ama sımsacık baktığım insanlar. O kadar güzel şeyler yazdılar ki, şimdi blogcuların mektubunu bekliyorum. Söz verdiler. Kimbilir herkesin mektupları olur burada

yüzünü bile görmediğim insanlara gülğümsüyorum senin aracılığınla

sevgilerle  

20:54 - 12/1/2006 - yorum {5} - yorum yaz

sinirliyim 1

Bu yazıya, "Sinirliyim 1" başlığı verdim. Çünkü merak ediyorum sen yokken kaç kez oturup böyle kendi kendime sinirleneceğim. Kavga edememek ne kadar zor biliyor musun? Herşey içimde kalıyor. Ohh yoksun ya burada kendimle kavga edip duruyorum. Oysa şimdi burada olsan iki tencere tava atsam kafana...

 

Dedim ya en son bir kadın toplantısında erkekleri sil baştan ele alıp ne kadar kötü özelliğiniz varsa sıraladık, işte orada da senin birkaç özelliğin çıktı ortaya... Halen unutamadığım iki şey olduğunu farkkettim içimde... Sen daha iyi bilirsin neler olduğunu. Çıkar mı içimden bilimiyorum. Birisi senin asla silemediğin kişi, diğeri benden sildiğin..... 

 

Neyse not tutmak istiyorum. Sinirlerimi... Bugün neden sinirlendim. Seninle benim baş belası maillerimiz yüzünden. Liste uzun mu uzun... 

 

Yoksun ve seni hatırlayıp mutlu olmak dışında seni hatırlayıp sinirlerimi de bozabiliyorum. AŞk ve nefret ilişkisi bu olsa demek...  

18:05 - 12/1/2006 - yorum {2} - yorum yaz

SENİ ÖZLEDİM

 

Bugün yine servisi kaçırdım biliyor musun? Tamam kızma, biliyorum servisi kaçırmamı söylemiştin. Her sabah servise binecektimmmm duydum. Fakat sabah kalkamadım işte. Senden kaptım bu uykuculuğu hiç bakma bana öyle... Yok yok zor olmadı gitmem sadece kaloriferi çalışmayan buz kesmiş bir otobüste kafam soğuk cama yaslı, her durakta titreyen, konuşmaların yok olduğu, insanların kaybolduğu bir yolculuk yaptım. Hatırlıyorum, dikkatli olacaktım. Öyle düşüncelere dalıp gitmeyecektim. Şey aslında nasıl desem geçenlerde akbilimi kaybettim. Yo yoo dikkatliydim inan ki, sanırım düşürmüşüm. Daldığım düşünceler mi? Seninle ilgili değildi inan ki. Tamam belki birazcık ama öyle film şeridi gibi değildi... Üzülmedim. Bilmiyorum belki de birazcık. Fakat söz verdim biliyorum. Bakma öyle bana ağlamayacağım. En az bin kere tekrar ettirdin nasıl unuturum. Ağlamayacağım. Ağlamadım da zaten, burnumun direği sızladı sadece, gözlerimi tavana diktim saatlerce... İşe yaramıyormuş. Sadece göz yaşlarımın geç aşağı inmesini sağlıyor. Neyse seni özledim. Bunu söylemek istedim. Bu kadar çabuk özlemeyecektim. Fakat ne yapayım. Engel olunmuyormuş.

15:02 - 12/1/2006 - yorum {4} - yorum yaz

RUZGARLİ SOKAK VE KAYİP MEKTUPLAR

 

ruzgarlisokak olarak:

 

Bir arkadaşım vardı benim... Daha doğrusu O'nun arkadaşı. Sonra bizde arkadaş olduk. Sevgilisi vardı. Çok tatlı çiftlerdi doğrusu. Sekiz yılı aşkın bir sürenin ardından bir gün hiçbir neden yokken ayrılığın acısını tattı arkadaşım. Nedeni bile bilmedin. Terk edilmemişti. Kovulmuştu. İstanbul’dan Ağrı’ya gitmişti ve kapıdan dahi içeriye alınmamıştı. Bir gün bir şeyler yazıyor. Kutulara bir şeyler toparlıyordu. Kayıp mektuplarını... Onun artık sekiz yıllık bir kayıp mektubu vardı. Yine yazıyordu. Fakat bu kez kendinde kalacak mektuplar. Karşı tarafa hiç gönderilmeyecek. Belki yıllar sonra gönderir bilmiyorum.

 

Bu ayrılığın ardından O ve benim ayrılığımız yaşandı. Zorunlu bir ayrılıktı bizimkisi fakat zor... Ne bir mektup ne bir haberleşme aracı hiçbir şey yok aramızda... Şimdi benimde kayıp mektuplarım var. Arkadaşım anısına kayıp mektuplarım...

 

 

14:55 - 12/1/2006 - yorum {2} - yorum yaz

Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
Bir zamanlar kaybolan mektuplarım için...

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
RUZGARLISOKAK

Son yazılar
- güneş ve sen
- nefret
- SEVGİLİLER GÜNÜ
- EGRETİ SEVGİLİM
- BASAMAKLAR'DAN UZAKLARA...
- ZEYA'NIN KAYIP MEKTUBU
- yüzünü bil egörmedğim insanlara sıcacık sevgiler
- sinirliyim 1
- SENİ ÖZLEDİM
- RUZGARLİ SOKAK VE KAYİP MEKTUPLAR

Arkadaşlarım
- ruzgarlisokak